Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin uzun yıllardır süregelen terör sorununu kalıcı olarak sona erdirmeyi hedefleyen “Terörsüz Türkiye” vizyonu kapsamında yeni bir stratejik yol haritası önerdi. Bahçeli, PKK’nın tasfiye sürecini hızlandırmak ve örgüt üzerindeki kontrolü devlet eliyle sağlamlaştırmak amacıyla, Abdullah Öcalan’ın mahkûmiyet halinin devam etmesi şartıyla “sosyal statü” kazanacağı yeni bir mekanizma kurulması çağrısında bulundu.
Bu öneri, terör örgütünün kurumsal kimliğinin tamamen lağvedilmesi ve silahların nihai olarak bırakılması sürecinde, örgüt üzerindeki etkinin tek merkezli bir yapı üzerinden yönetilmesini amaçlıyor. Bahçeli’nin “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olarak tanımladığı bu yeni yapılanma, devletin terörle mücadeledeki kararlılığını sürdürürken, çatışmasızlık ortamının hukuki ve idari düzenlemelerle güvence altına alınmasını hedefliyor.
Yeni Bir Yol Haritası ve Kurumsal Yapılanma
Bahçeli, terör örgütünün feshi ve militanların silah bırakması noktasında yaşanan iletişim eksikliklerini gidermek için Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında “Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik Komisyonu” kurulmasını teklif etti. Bu komisyonun bünyesinde faaliyet gösterecek olan “Terörle Mücadele Devlet Koordinasyon Merkezi”, sürecin tüm aşamalarını takip edecek ve devletin ilgili kurumları arasındaki iş birliğini en üst seviyeye taşıyacak. Önerilen bu modelde, devlet kurumları ile örgüt arasındaki doğrudan temasın yerini, merkezi ve denetlenebilir bir koordinasyon süreci alacak.
Bu yeni aşamanın temel motivasyonunu, terör örgütünün yeşereceği hiçbir alan bırakmamak olarak özetleyen Bahçeli, sürecin bir “terörle pazarlık” değil, terörün zihinlerden ve eylemlerden tamamen temizlenmesi olduğunu vurguladı. Bahçeli’ye göre, “Terörsüz Türkiye” hedefi, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını tahkim eden, demokratik standartları yükselten ve toplumsal kucaklaşmayı güçlendiren kapsamlı bir dönüşüm projesidir.
“Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü”
Bahçeli’nin önerdiği “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” statüsü, Abdullah Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisini, silahlı mücadelenin bitirilmesi ve örgütün feshedilmesi yönünde kullanmasını sağlayan bir mekanizma olarak tasarlandı. Bu statünün, sadece örgütün tasfiye süreciyle sınırlı kalacağını ifade eden Bahçeli, şu detayları paylaştı:
- Öcalan’ın mahkûmiyet statüsü değişmeyecek. ancak örgüt mensuplarına ulaşması ve talimatlarını iletmesi için lojistik imkânlar sağlanacak.
- Koordinatörlük görevi, örgütün tüm bileşenleriyle silah bırakmasını sağlamaya yönelik, devlet denetimindeki bir “sosyal statü” olarak işleyecek.
- Bu mekanizma, Kürtlerin temsilciliği veya etnik hak savunuculuğu gibi konuları kapsamayacak; tamamen terörün bitirilmesi ve siyasetin meşru zemine çekilmesi odaklı olacak.
Siyaset bilimi literatüründeki “karizmatik otorite” ve “lider-merkezli mobilizasyon” kavramlarına atıfta bulunan Bahçeli, terör örgütlerinin tasfiye süreçlerinde lider figürün etkisinin, örgütün başka isimler altında yeniden organize olmasını önlemek için kritik olduğunu belirtti. Bu modelin, İngiltere’deki IRA ve Sinn Fein sürecine benzer şekilde, silahın sustuğu ve siyasetin öne çıktığı bir evreye geçişi kolaylaştıracağı öngörülüyor.
Toplumsal Mutabakat ve Demokrasi Vurgusu
Bahçeli, terörsüz bir Türkiye’nin inşasının yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel reformlarla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesindeki “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun çalışmalarını hatırlatan Bahçeli, toplumsal mutabakatın bu süreçteki önemini şu sözlerle ifade etti: “Terörün bittiği, silahların sustuğu, ya silah ya siyaset çağrılarının demokrasi ve siyasetten yana olduğu bir Türkiye’de siyasetin alanını genişletmek, demokrasiyi güçlendirmek bu yönüyle de katılımcı ve kapsayıcı siyasetin önünü açarak her görüşün siyasette yer bulabileceği bir alanı inşa etmek mümkündür.”
Bu süreçte, Türkiye’nin demokratik hukuk devleti ilkesini daha da güçlendireceğini belirten Bahçeli, şiddetin her türlüsünün reddedildiği, etnik veya mezhebi köken ayrımı gözetilmeksizin herkesin “eşit vatandaş” olarak kucaklandığı bir düzenin hedeflendiğini kaydetti. “Hep birlikte Türkiye” anlayışıyla, toplumsal kutuplaşmaların milli birlik ülküsüyle doldurulması gerektiğini savunan Bahçeli, bu hedefin Türk ve Türkiye yüzyılı vizyonunun stratejik bir parçası olduğunu belirtti.
Sürecin Geleceği ve Beklenen Adımlar
Türkiye’nin yaklaşık 50 yıldır süren terörle mücadelesinde, PKK’nın silah bırakması ve örgütün feshedilmesi yönündeki iradenin somutlaştığı bir dönemden geçildiği ifade ediliyor. Bahçeli, 27 Şubat 2025 tarihli çağrının ve ardından gelen kongre kararlarının, sürecin meşruiyet zeminini oluşturduğunu vurguladı. Bundan sonraki aşamada ise devletin, belirlenen yol haritasına uygun olarak yasal ve idari düzenlemeleri hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirmesi bekleniyor.

Önümüzdeki süreçte, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulması önerilen komisyonun, örgütün tasfiye sürecini raporlaması ve TBMM’deki siyasi partilerin bu sürece katılımının sağlanması ana gündem maddesi olacak. Terörsüz Türkiye hedefinin, provokasyonlardan arındırılmış, dış müdahalelere kapalı ve tek merkezli bir karar mekanizmasıyla nihayete erdirilmesi temel strateji olarak öne çıkıyor. Süreçle ilgili resmi adımların ve komisyon çalışmalarının ilerleyişi, devlet kurumlarının yapacağı açıklamalarla kamuoyuyla paylaşılmaya devam edecek.
Siz de bu süreçle ilgili görüşlerinizi ve toplumsal uzlaşı beklentilerinizi yorumlarda bizimle paylaşabilir, güncel gelişmelerden haberdar olmak için bültenimize abone olabilirsiniz.
